jump to navigation

Overclocklamak yada overclocklamamak işte bütün mesele bu Haziran 30, 2008

Posted by splitmerge in Konu Dışı.
Tags: ,
trackback
Mahmut Kurşun

Eskiden turbo diye bir düğme vardı, hatırlar mısınız? PC tanımı yani personal computer tanımına uygun ilk kullandığım bilgisayar Acer 5-10 Mhz ve Commodore PC I olmuştu. Bu bilgisayarlar 5 MHz hızında 10 MB sabit diskli bilgisayarlardı, ve 8088 mimarili bilgisayarlardı. Hatırlayamayanlar için ek bilgi vermekte fayda var, 8088 mimarisi 80286 mimarisinden önceki yapı olup, daha sonra sırasıyla 80386, 80486, Pentium, Pentium Pro, P2, P3 ve günümüzdeki P4 serileri piyasaya sürülmüştür.

O dönemin en önemli oyunlarından Digger (sene 1985-1987) yine o dönemlerin herkül grafik kartları veya EGA uyumlu kartları ile 5 MHz işlemciler ile yeterince hızlı çalışırlardı. O dönemlerde turbo düğmesi ile oynamaya başlar oyun seviyesinin artması ile hızlanan oyunda daha çok puan kazanmak için bir anda bilgisayarın turbo düğmesinin kapatılması suretiyle oyunun yavaşlaması sağlanır ve en yüksek skorlara ulaşılırdı. Tabii o dönemde internet olmadığından bu gibi ipuçları sadece kulaktan kulağa ya da o dönemin SIMTEL veya benzeri CD arşivleri ile bulunabilirdi ve tabii ki onlarda 6 ayda bir çıkar ve ancak 6-7 ayda elimize ulaşırdı. Gerçi o zamanlar turbo düğmesi niye vardı, niye insanlar hızlısı yerine yavaş çalışmak isterlerdi çok aklım kesmemişti, ama bu digger oyunu sayesinde en azından mantıklı bir kullanım alanı bulmuştum. Tabii ki turbo düğmesinin asıl varoluş sebebi 10 MHz’in o zaman için ciddi büyük bir hız olması ve bilgisayarın saat hızını referans alarak işlem yapan eski programların doğru çalışmaması idi. Ayrıca bu bilgisayarların çıkması da yazılım endüstrisi için önemli bir mihenk taşı oldu, çünkü o tarihten sonra saat hızı referans olmaktan çıktı.

Velhasıl o dönemlerde bilgisayar kasalarındaki turbo düğmesinin varlığı ile uyandırılan ve uyarılan insanoğlu daha sonra kendisinde asla eksik olmayacak olan araştırma güdüsünün de etkisiyle varolan herhangi bir bilgisayar veya kartında gizli turbo tuşunu aradı durdu.

Özellikle ölçek ekonomisin etkisi düşünüldüğünde ve bununla beraber kartlar, özellikle de video kartları, söz konusu olduğunda aynı kart üzerindeki değişik parametreler ile ürünün farklı ve birbirinden hız farkı olan versiyonlarının sadece ve sadece üzerindeki bazı jumperlar veya yazılımların değiştirilmesi ile farklı varyantlar üretilmişti. Bu arada aynı karta farklı driverlar yüklendiğinde farklı hızlarla çalıştığının tespit edilmesi ile bu konudaki arayışlar kelimenin tam anlamıyla patladı.
Tabii bu arada ciddi overclock fanatiklerinin artması ile 2003 senesinde 5.25 Ghz lik bir dünya rekoruna imza atıldı, en azından 5.25 GHz ulaşıldı ama stabil olan hali 4.7 Ghz oldu. 2006 senesinin sonlarına gelindiğinde hala 4.7 Ghz gibi hızlara ulaşılamadığımız göz önüne alındığında tabii inanması mümkün olmayan bir durum. Ama soğutmanın -190 °C sıcaklıkta olduğunu ve bu sıcaklığa sıvı nitrojen ile ulaşıldığını söylersek aslında ciddi bir test senaryosu olduğunu gözünüzde canlandırabilirsiniz. Bu test ile ilgili tüm detaylara http://www.tomshardware.com/2003/12/30/5_ghz_project/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Bütün bu operasyonların tamamı için tabii ki soğutma sistemlerinin gelişmesi gerekliydi. Ve bir süre sonra normal kasaların yanı sıra su soğutmalı kasaları piyasada görür olduk. Soğutmanın en uç örneği olarak da yukarıdaki sıvı nitrojen soğutmasına ve bu sayede de bir dünya rekoruna ulaşıldı.

Şimdi gelelim bu overclock meselesinin faydalarına ve zararlarına. Her türlü malzemeyi ana üretim spesifikasyonlarının dışında çalışmaya zorlamak ürünün ömrünü kısalttığı bir gerçektir. Arabanın modifiyelisi de, bilgisayarın modifiyelisi de orjinal durumlarına göre her zaman daha kısa yaşayabilecektir. Bu noktada özellikle CPU ve ana kart, ekran kartı gibi bilgisayar parçalarında soğutucu fan harici dönen bir parça olmadığı göz önünde bulundurulduğunda aslında bu parçaların teorik olarak üretilme standartlarına göre çok uzun süreler (min 6-7 sene) çalışabileceği tahmin edilmektedir. Overclock yapmak bir nevi fabrika spesifikasyonlarında belirtilen kuralları ihlal etse de stabil ve anlamlı ( -30) performans artırımlarında ürünün çalışması ürün ömrünün yarısını bile çalsa aslında büyük bir sıkıntıya neden olmayacaktır. Çünkü parçaların bu kadar uzun ömürleri olmasına rağmen teknolojinin her 2-3 senede bir komple değişmesinden dolayı zaten bu ürünlerin ekonomik ömürleri aslında teknoloji değişim süresi olarak kabul edilebilir.

Fakat tabii ki Dimyat’a pirince giderken her zaman eldeki bulgurdan olma riski, yani malzemeyi yakma veya patlatma riski bulunmaktadır. Dolayısı ile aslında overclocklama konusunda karar vermeden önce çok iyi düşünmek gerekir. Eğer riski seviyorsanız, ve getirisinin fazla olacağına inanıyorsanız durmayın. Ama hem risk almayı sevmiyor, hem de bütçeniz kısıtlı ise o zaman siz siz olun, o turbo tuşunu aramayın. Bizim PC Magazine okuyucularımız işini bilir, gelecek aya görüşmek üzere.

Yorumlar»

No comments yet — be the first.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: