Küreselleşme, Teknoloji ve Sağlık Temmuz 1, 2008
Posted by splitmerge in Konu Dışı.Tags: Küreselleşme, Sağlık, TEKNOLOJİ
add a comment
Aytun Çelebi
Batı ve Doğunun ayrıldığı nokta, basit ve felsefi nüansların ötesine geçeli uzun yıllar oldu. Tarımın işçi yerine kölelerle yapılması, Batıyı çağlar boyu sanatın ve bilimin beşiği haline getirdi. İşlerini kölelere devreden bireyler, bilim ve sanatla uğraşacak vakit bulabildiler. Ancak, tarım yerini sanayiye bıraktığında herkesin ucundan tutması gereken bir iş ortaya çıktı. Sanayi, tarımda senede bir, iki veya dört kez toplanması gereken mahsulün çok daha hızlı ortaya çıkmasını sağlıyordu.
Öngörülemeyen bu çok hızlı büyüme, komşudan geri kalmamak isteyen herkesin sanayileşmesini sağladı. Toprak gibi mevsimine ve bereketine göre değil, hammaddeye, iş gücüne ve teknolojiye göre üretim yapılabiliyordu. Hammadde alışverişi sayesinde küreselleşme ufukta göründü ve üretim fazlası da böylece ortaya çıktı. Üretim fazlasını çöpe atmak yerine, pazarlama geliştirildi ve ders olarak okutulabilir bir bilim haline geldi. Bu bilim kişisel ihtiyaçlara ve toplum içinde yalnızlaşan bireye sırtını dayayarak bize şu mesajı veriyordu: Artık, tüketmek için varsınız. X ürünü size daha iyi hissettirecek. Y ürünü olmadan evden çıkmak istemeyeceksiniz.
Sanayi dişlileri dönebilmek için harcadıkları teknolojiyi kullanarak, bugün başka teknolojilerle evimize, avucumuza, cebimize geliyorlar. Toplumlar tüketim toplumuna döndüğünden, bir teknolojik cihaz Doğu-Batı ayrımı olmadan hızla dünyayı sarabiliyor (bkz. dizüstü bilgisayar, kablosuz ağ ekipmanları, cep telefonu vb.).
Kısa süre önce sonuçları açıklanan bir araştırma, ABDde yaşayan insanların yaklaşık altıda birinin (,18) ev telefonu yerine cep telefonu kullandığını gösteriyor. Bu değişim ülkemizde de kendini gösteriyor. Kısa bir süre önceye kadar cep telefonlarının çalışması için gereken baz istasyonlarının kurulmasına isyan eden insanlar, artık hangi operatör daha iyi çekiyorsa ona geçmeyi düşünüyor, yeni tarifelerin ne kadar kazançlı olduğunun hesabını yapıyorlar.
Diğer yandan kablosuz bağlantı teknolojisinin henüz yaygınlaşmamış yeni nesli (802.11n – WiMAX), kablosuz bağlantının cep telefonları gibi baz istasyonlarıyla ve televizyon yayın kulelerine benzer vericilerle yayılacağını müjdeliyor! Sosyal ağlarda ve anında mesajlaşma yazılımlarında görebileceğiniz sürekli çevrimiçi insanlar, bilgisayarın başına oturmadan cep telefonu veya akıllı telefondan da aynı şekilde bağlanabildiğinde, sağlığı düşünmek için geç kalmış olabiliriz. Ve bu uzak bir gelecek değil.
Sonuçta ağa bağlanabilen cihazlara ilgimiz artıyor ve bu yüzden, giderek daha fazla elektriğe bağımlı hale geliyoruz. Buna güç bağımlılığının bir başka türü de diyebiliriz. Pil teknolojisi de, her sene duyurulan, bilmem kaç kat daha çok dayanan pillere bir türlü erişemiyor. Diğer yandan elektrik üretim tesislerinin yakınındaki yerleşim yerlerinde kanser oranının yükseldiği biliniyor. Peki evlerdeki şebekelerin ve cihazların insan üzerindeki etkisi ne olacak?
Radyo dalgalarıyla haberleşen cihazlar, kısa mesafede tutulduklarında elektrik akımına maruz kalmanıza sebep oluyor. Cep telefonunu düşünürseniz, bu dalgaya kulaklarınız, gözleriniz, cildiniz ve en önemlisi beyniniz maruz kalıyor. Peki ya kablosuz ağlar?
Bugüne dek bu konuda yapılan tek uyarı, Avrupadaki bazı bilim insanlarından geldi. Bu cihazların bebek olan evlerde kullanılmaması tavsiye ediliyordu.
Kısa süre önce ülkemizde çeşitli yerlerde yasaklanan sigara gibi, ne cep telefonlarının, ne mikrodalga fırınların, ne de kablosuz internet ve Bluetooth gibi bağlantı standartlarının hakkında kesinleşmiş bir zarar verici yanı bulunmuyor. Bulunması da pek muhtemel değil, çünkü bu tip cihazlardan görebileceğimiz zararı gördüğümüzde dahi, zararın kaynağını kestirmek zor. Sadece bir ihtimal olarak göz önünde bulunduruyoruz, işte bu yüzden çok ciddiye almıyoruz.
Eğer bunu önleyemiyorsak da, cep telefonu, kablosuz ağ cihazları gibi radyo dalgasıyla haberleşen cihazların, sigara paketleri kadar kötümser olmasa da, zararlı olabilir ibaresiyle işaretlenmesi, belki bizi değil ama sonraki nesilleri koruyabilir. Biraz sinirli bir bakış açısıyla, sigaraya zararlı olabilir, kötü şeyler yapabilir yazan birileri, bahsettiğimiz cihazların da üzerine yazmalı, diye de düşünebilirsiniz.
TEKNOLOJİ İÇİMİZİ KARARTIYOR Haziran 30, 2008
Posted by splitmerge in Konu Dışı.Tags: TEKNOLOJİ, İÇİMİZİ KARARTIYOR
add a comment
Cem Sünbül
Geçtiğimiz ay YouTube erişiminin kapatılmasıyla ilgili yazdığım köşe yazısından sonra 13 Mart günü Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi, bu siteye erişimin engellenmesi yönündeki kararıyla yeniden tartışılacak bir karara imza attı. Gerçi şu günlerde anayasa mahkemesine yansıyan iktidar partisini kapatma(!) davası kadar gündem oluşturmadı ama onun kadar tartışılması gereken bir dava olduğu aşikâr. Aşırı gerilmiş bu iplerden teknoloji dünyasına geçiş yaparak rahatlamak istiyorum ama sıkıntılar bu alanda da sürüyor.
Evvelki aylarda “TeknOto” sayfamıza “konuşan araba” haberiyle konuk olan Ocak Korhan Özduru, bir önceki köşe yazımla ilgili tespitlerinde hem bana, hem de teknoloji dünyasına sitemini dile getirmiş. Bir nevi cevap hakkı niteliğinde olduğundan sizlerle paylaşmak istedim.
Ocak ayında kaleme aldığınız “Kara Şimşek TV’de kaldı” köşe yazınıza cevaben aşağıdaki e-postayı yazdım. Yeni bir şey bulmanın o kadar zor olmadığını ancak sunmanın ve sahip olmanın gerçekten daha zor ve pahalı olduğuna dikkatinizi çekmek istedim. Uzmanlığı uzak erişim ve iletişim sistemleri güvenliği olan bir sistem mühendisiyim. Uluslararası bir firmanın Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa bölgelerinin IT yöneticisi olarak çalışıyorum. Uzmanlığımın yanı sıra robotik, uzman sistemler ve yapay zekâ ile ilgili çalışmalarım var.
Yoğun iş temposunda 2002′de düşündüğüm robotik araba fikrini 9-10 aydan sonra hayata geçirdim. Bu süreçte kimilerinin alay konusu oldum. Geliştirmemi kendi arabamda yaptığım için otoparkta geceleri titreyerek yeni araba için biriktirdiğim 30 bin doları harcadım. Nihayet sistemi bitirdim ve kullanmaya başladım. Yeni özellikler eklerken çok işe yaradığını ve benzeri olmadığını fark ettim. Arkadaşımın önerisi ile patent almak için başvurdum. Form, belge, harç vs. derken son paramı da harcamış oldum.
Patent için sürekli tercüme bedeli, yıllık harçlar, araştırma bedelleri vs. öderken bir yandan sistemi Türkçeye çevirip özelliklerini artırarak yeni arabama kurdum. Yeni arabam popüler bir TV kanalının ana haberlerinde magazin haberi(!) gibi yayınlandı. Bu arada sistemi bilgi işlem odama da kurdum ve sistemin kendi kendini yönetmesini ve bana raporlama yapmasını sağladım.
2007′in son çeyreğinde patent bürosu yine para istediğinde patentten umudumu kesmiştim. Yine de parayı yatırdım ve bir ay sonra patent kararının (Patent No 2003/02118) çıktığını öğrendim. Şimdi patentim ve 5 yıldır konuşabilen ve ses komutlarını işleme çevirebilen bir arabam var. Ancak sistemimi tecavüz ve ihlallerden korumak için gene araştırmalar, bilirkişiler, iyi avukatlar, davalar, ihtarlarla uğraşmalı ve on binlerce lira harcamalıyım ki patentin aslında bu işe yarayacağını sanmıştım.
Diğer yandan arabamı satmak istiyorum ama sattığım gün biri sistemin ispatını ister diye satamıyorum. Her şeye rağmen bütün dediklerimi anlayan ve yerine getiren bir sistem odasına ve bir arabaya sahibim. Gelecekte çocuklarım bunu gelire çeviremediğim için belki beceriksiz olduğumu düşünecekler ama bunu gerçekleştirebildiğimi bilmek bile çok keyifli.
Dev şirketlerin mükemmel reklâm ve sunumlarının ardından piyasaya sürdükleri ürünün sizin yıllar önce geliştirdiğiniz sistemin sadece minik bir parçası olması dünyaya bakışınızı değiştirip bütün teknolojinin altında bir vasatlık aramanıza yol açıyor.
