İnternete vergi indirimi geliyor Temmuz 7, 2008
Posted by splitmerge in Teknoloji Haberleri.Tags: geliyor, vergi indirimi, İnternet
add a comment
|
||||||||
|
Ancak Ulaştırma Bakanı, indirim oranı hakkında bilgi vermedi. Vergi indirimi düşüncesine Maliye Bakanlığı’nın da olumlu baktığını belirten Binali Yıldırım, yeni ayarlamayla devletin kayba uğramayacağını, aksine iletişim sektöründe cironun artacağını ve kayıpların azalacağını aktardı. Halen internet hizmetleri üzerinden yüzde 15 oranında Özel İletişim Vergisi alınıyor. Yıldırım’ın verdiği bilgiye göre Ulaştırma Bakanlığı, İstanbul’a yapılacak 3′üncü havalimanının yer seçimiyle ilgili çalışmalarını da büyük ölçüde tamamladı. Yeni havalimanı, Atatürk Havalimanı’nın kuzeybatısına inşa edilecek. 10 milyon yolcu kapasiteli liman için 500 milyon dolar yatırım öngörülüyor. Yeni havalimanı, Atatürk Havalimanı’ndan büyük olacak. Tesis, yap-işlet-devret (YİD) modeliyle gerçekleştirilecek. Selim Kuvel, Ankara |
||||||||
Internet, Türk Telekom ve Türkiye Haziran 30, 2008
Posted by splitmerge in Konu Dışı.Tags: Türk Telekom, ve Türkiye, İnternet
add a comment
Telekom özelleşene kadar 1998-2005 arası her yıl cirosunun % 41.1′i kadar yatırım yaptı. Peki acaba son 2 senedir bu yatırımlar ne durumda? Ne zaman gerçek fiyata gerçek hızlı internet kullanacağız?
Mahmut Kurşun
Internet artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Elektrik ve su hayatımızın nasıl ayrılmaz öğeleri ise yeni ekonomik düzende bilgisayarsız ve internetsiz bir hayat artık mümkün gözükmüyor, tabii ki ben bu diyarlardan gideceğim, inzivaya çekileceğim demiyorsanız…
Dünya tarihinde ticaretin gelişmesi ulaşım yolları ile çok yakından ilgili, ne kadar geniş ve farklı yoldan iki nokta arasında ulaşım sağlanabilirse o kadar çok insanların iletişim sağlamaları, mal ve hizmet alışverişi kolaylaşmakta, ve bu sayede ekonomik büyümeye katkı sağlanmaktadır. Artık iletişim kurmanın vazgeçilmez yollarından biri internet. Dolayısı ile gerçek dünyadaki geniş otobanların internet dünyasındaki karşılığı genişbant internet. Şöyle ki ülkemizde 1996 senesinde bir internet servis sağlayıcı 64 KB internet çıkışı ile hizmet verebilirken, şimdi evimize 2 Mbit’lik internet bağlantıları alabilmemiz mümkün. Bakıldığında ülkemizin bu konuda ne kadar inanılmaz geliştiği düşünülebilir, doğrudur ama Türkiye dünyadaki 193 ülkeden sadece biri, ve genele bakıldığında maalesef hala en gerilerdeyiz. Yorumlar farklı olabilir, ama rakamlar yalan söylemez. Geçtiğimiz günlerde 319 sayfalık 2007 OECD İletişim Raporu yayınlandı. Raporda kabaca mobil ve sabit hatlar telekomünikasyon pazarı ve internet altyapısı ile ilgili olarak OECD ülkelerinin durumları karşılaştırmalı olarak yayınlandı. Rapora göre Türkiye ile ilgili çok çarpıcı bulgulara rastlamak mümkün. Şöyleki her 100 kişi için toplam iletişim yolları (Analog ISDN ADSL Kablo Modem Mobil Hat) sayısında Türkiye sadece Meksika’nın önüne geçebilmiş vaziyette ve sondan birinci. Yine 2005 itibari ile DSL kapsama alanı OECD ortalaması iken Türkiye ‘ ile yine birinciliğini koruyor, ama sondan birinciliğini, bu sefer de komşumuz Yunanistan’ın önünde. Yani OECD ortalaması Türkiye ortalamasının tam 8.6 katı. OECD ortalama bağlantı hızı 16 Mbit’ken Türkiye yine onun sekizde birinde. Fakat Fransa Mbit başına 0.82 dolara hizmet sağlarken Türkiye Mbit başına 88.1 dolarla (Satınalma gücü paritesi ile ayarlanmış) bu sefer gerçek birinci. Sevinebileceğimiz tek nokta 2003 senesinde başlatılan ADSL yatırım hamleleri ile 2003 Aralık ayında 56 bin olan ADSL abone sayımızı 2004 ve 2005′de sırasıyla 452 bin ve 1.5 milyona çıkarmış olmamız. Fakat üzülmemiz gereken nokta ise 2003 senesine kadar Kablo ve ADSL internet bağlantı sayıları eşit hatta Kablo bağlantısı önde iken bir anda Kablo internet bağlantısının tek kelime ile çökmesi. Tabii ki bunda ilgili Kablo şirketinin bağlı bulunduğu grup veya grupların da maddi olarak ciddi sarsıntı geçirmesi bu olayı körüklemiş vaziyette. Ve sonuç olarak baktığımızda internete bağlanma şekillerinde Kablo modem ile bağlanma OECD ortalaması 6.3 iken, Türkiye’de maalesef sadece %2. Bu da aslında Türkiye için enerjide olduğu gibi internet gibi önemli bir konuda da yine tek bir kaynağa bağlı olma durumunu getiriyor.
Şimdi gelelim işin en can alıcı kısmına. Kamu için Telekom yatırımlarının yıllık telekom gelirlerine oranı Türkiye’de 1998 – 2005 arasındaki dönem için OECD ortalaması olan “‘nin neredeyse 2 katı olarak gerçekleşmiş ve rakam A.1 olmuş. Bunun Türkçesi 2005 senesine kadar Telekom 8 sene içinde 3.3 yıllık gelirini şirkete yatırım olarak geri koymuş durumda. 2004 ve 2005 seneleri çıkarıldığında aslında bu oran R.4′e kadar çıkıyor. 2004 ve 2005 ortalaması ise sadece %7.2. Ve aslında bu sadece %7.2lik yatırım ADSL yatırımlarını karşılamaya yetmiş ki aynı dönemde ADSL kullanıcı patlaması yaşanıyor. Tüm bu rakamlara bakıldığı zaman ortaya sorulması gereken çok ama çok önemli bir soru çıkıyor. Türk Telekom fiili olarak 14 Kasım 2005 tarihi itibari ile özelleştirilmiştir. Acaba 2006 ve 2007 seneleri içinde Türk Telekom cirosunun yüzde kaçı kadar yatırım planlamış ve yapmıştır? En önemli soru budur.
Şu anda internet erişimi konusunda aslında bir nevi TEKEL konumunda olan Türk Telekom hali hazırda kampanyalarla fiyatlarını bir nebze olsun indirmiş olmasına rağmen rekabet kurulu kararından anladığımız kadarı ile bireysel kullanıcılara toptan fiyatın 2 altında satarak haksız rekabet ortamı yaratmıştır. Sanayi devrimini kaçırmış ülkemiz için internet çok ama çok büyük bir fırsattır. Buradaki otoyolların geniş ve güvenilir olması elektronik ticareti de ülkemizin yaratabileceği katma değeri de ciddi anlamda artıracaktır. Dolayısı ile Türk Telekom’dan özellikle Türkiye’nin en az Psini kapsayacak ADSL yatırımı yapmasını 2006 Mayısında getireceğiz dedikleri ADSL2 altyapısını ve bu sayede en azından OECD ortalamasında internet bağlantı hızına kavuşmayı istiyoruz. 2006 ve 2007 yatırım yüzdeleri kapsamında da gerekirse cirosunun %3-5lik bir kapsamını kamu yararına fiyat tarifelerinin iyileştirilmesi için istemek sanırım hiç de yanlış olmayacaktır. Devlet elinde bugüne kadar her sene A lik cirosu kadar yatırım yapmış firma aynı büyüklükte olmasa bile yine yatırımlarına devam etmelidir. Çünkü BT altyapısına harcanacak her dolar ülkemize misliyle yarar sağlayacaktır.
Bu ay biraz daha içinizi açacak şeylerden bahsetmek çok isterdim, ama basında raporun hep çerez noktalarının işlendiğini görünce yazmadan olmaz dedim. Sağlıcakla kalın.
INTERNET TELEVİZYON’A KARŞI Haziran 30, 2008
Posted by splitmerge in Konu Dışı.Tags: TELEVİZYON'A KARŞI, İnternet
add a comment
Berker Güngör
Hoş, çocukluğu tek kanallı televizyon dönemine denk gelen biri olarak zaten pek fazla televizyon seyretmeye alışmamıştım. Kitaplar, mecmualar, fasiküller benim çocukluğumda hayli önemli yer tutmuştu. Bu yüzden memlekette televizyon kanalları pıtrak gibi çoğalmaya başlayınca önceleri biraz ilgilenmiş olsam da, çok kısa sürede egemen olan yayıncılık anlayışından tiksinip ekrana daha da temkinli yaklaşmaya başladım.
Ne var ki aynı şeyi herkes için söylemek mümkün değil. Ülkedeki çoğu insan, özellikle de işi gücü başından aşkın ebeveynler için televizyonculuk standardlarındaki düşüklük çok da büyük bir problem teşkil etmedi, etmiyor, etmeyecek. Onlar için televizyon, akşamları önünde oturup yenen yemeği hazmederken pek fazla kan gitmeyen beyinlerini yormadan meşgul edecek bir cihaz. Bunun da ötesinde, bütün gün okulda oyalanan çocukların akşamları evde ayakaltında dolaşmalarını önleyecek harika bir buluş. Tabii ki bunda şaşıracak bir şey yok, televizyon kısa sayılabilecek tarihinde hangi ülkeye girdiyse aileler üzerinde aynı etkiyi yaptı. Amerika’dan Japonya’ya kadar her yerde televizyonun “çocuk bakıcısı” rolü üstlenmesine itiraz edilmedi. Ülkemizde de durumun farklı olmasını beklemek safdillik etmekten öte gidemezdi.
Fakat geçen yıllarla beraber televizyonculuk belirli aşamalardan geçti, belirli evreleri geride bıraktı. En azından örnek almaya çalıştığımız kapitalist Batı ülkelerinde böyle oldu. Bizim saplanıp kaldığımız yayıncılık modeli ise en azından 40 yıl geriden geliyor denebilir. Haliyle nispeten genç ve en azından teoride öğrenmeye aç beyinlerle dolu ülkemizde, bu köhne yayıncılığın meyvelerinin yirmibirinci yüzyıl teknolojisiyle yarışabilmesi beklenemez. Hele de bilgisayar gibi tamamen etkileşimli bir cihazın yavaş yavaş her evde kendine bir yer bulduğunu düşünürseniz!
Düşünün, bir yanda internet bağlantısı sayesinde dünyadaki her türlü bilgiye ulaşabilen bir cihaz! Ülkenizde yayınlanmayan diziler, filmler, kitaplar, müzik albümleri, oyunlar, haberler, söyleşiler ve daha nice lezzete erişebileceğiniz bir kaynaktır bu. Yasal ya da değil, herşeyi bulabilirsiniz, yani sonuç olarak inanılmaz bir içerik var! Oturup karşılıklı sohbet edebileceğiniz, sizinle aynı konularla ilgilenen insanlara ulaşmanız bile mümkün.
Peki ya televizyon? Tüm bunların karşısında televizyon izleyiciye ne sunuyor? Türkiye’nin en çok izlendiğini iddia eden kanallarının yayın programlarına bir bakın. En az izlenenlerle aralarında gerçekte pek fark olmadığını göreceksiniz. Pek az kanal gerçekten ilgi çekecek programlara yer veriyor, kaldı ki onlar bile sık sık tekrarlarla ilgiyi kısa sürede yitiriyorlar. Diğerlerine gelince, cılkı çıkmış magazin programları, dibi gelmeyen anlamsız futbol tartışmaları, siyasi propaganda savaşları, hepsi aynı kalıptan çıkma yerli diziler, tekrardan feri kaçmış Yeşilçam filmleri ve daha nice saçmalığı izleyicinin burnuna sokarak yayıncılık yaptıkları hülyasında yaşayıp gidiyorlar.
Evet, belki bugün için televizyon bilgisayardan daha erişilebilir bir cihazdır. Özellikle ileri yaş grupları için henüz bilgisayar denen nesne televizyon kadar kullanımı basit olmayabilir. Belki asla o kadar erişilebilir olmayacaktır da. Ama bilgisayarın düğmesine basmayı bilmeyen her ihtiyara karşılık, internetin ve bilgisayarın sırlarına vâkıf olmak için çabalayan bir düzine gencin bulunabildiği bir ülkede yaşadığımızı da unutmamak gerekir. İyi ya da kötü, çok daha fazla seçenek sunan bir rakibin karşısında televizyon daha kaç sene saltanat sürebilir? Daha şimdiden bilgisayar oyunlarının geliri Hollywood’u defalarca katlamadı mı? Hadi o kadar uzağa gitmeyelim, evlerde akşamları ebeveynler ve çocuklar arasında “birlikte televizyon izleme ” bilgisayarla zaman geçirme” kavgaları yaşanmıyor mu? Senelerdir bu konuda o kadar çok mektup aldım ki, özellikle de genç okurlardan, insan ister istemez merak ediyor. Bilgisayar-TV çekişmesi nesiller arası çatışmanın teknolojik bir yansıması mıdır? Eğer öyleyse, çoğu zaman olduğu gibi, er ya da geç burada da eski yerini yeniye terketmeyecek midir?

